Sosyoloji Yolculuğu

Güncelleme tarihi: 10 May

Uzun süredir (belki de doğduğumdan beri) bir arayış içindeydim. Bir sorunum, sorum vardı. Soru çok basitti: ben ne yapmaktan zevk alıyorum? Ama cevap göründüğü kadar basit olmadı.


Daha anlaşılabilir olmak için bu soru genişletilmeli. "Neden yaşıyorum" da var bu sorunun içinde "benim yeteneklerim neler" de var. Kendimi gerçekleştirmek istiyorum ama bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum. Yıllar sürdü bu arayış. O kadar farklı parametrelere bağlı bir konu ki. İşin karakter boyutu var, kendini tanıma boyutu var, içinde yetiştiğim aile boyutu var, aldığım eğitimler boyutu var, kendime yaptığım yatırım boyutu var.


Çok basit gibi görünen kendini tanımak neden bu kadar zor sorusu başlı başına bir konu. Zaten bu siteye yazdığım ilk yazıların konusu bu idi. Engin Gençtan'ın kitabından yola çıkarak insanın kendisini tanımak için neler yapması gerektiğini yazmak istiyordum ve bir miktar yaptım da ama sonra durdum.


Durmak istedim.


Devam etmemeyi seçtim.


Kendimi tanımak için çok uğraşmış, yıllarımı vermiştim ama içinde olduğum yolculuktan memnun değildim. Kendime çok yatırım yapmıştım ama bu doğru bir yatırım mıydı? Çok emek harcamıştım ama harcadığım emek işe yaramış mıydı? Kitap okuyarak kurduğum bir bina vardı ama bu bina sağlam mıydı? Neden bu kadar emek harcadığım halde kendimi tatmin olmuş hissetmiyordum? Neden bir türlü bitmiyordu gittiğim yol? Madem bir yoldaydım bu yolun sonunda ne vardı?


Sorular çoktu ama cevap neydi. Şu an için yazmayı istemediğim bir süreç sonunda bir şeyi anladım. Yapmaktan en çok hoşlandığım şeyi yapmalıydım. Cevap çok açıktı. Okumalı, öğrenmeli, biriktirmeliyidim. Bir başkasının yemek yemekten aldığı zevkti benim için öğrenmek, o zaman neden kendimi tutuyordum. Beni bundan alıkoyan neydi?


Çok şey biliyor olmak ama bunun bir sonuca varmıyor olması beni demotive ediyordu. Ayrıca çok şey biliyorum yanılsaması içinde olduğum kesindi. Çok şey bilmek, binlerce kitap okumuş olmanın getirdiği içi boş bir inançtan başka bir şey değildi. Kullanmadığın bilginin hiç bilmemekten bir farkı yoktu. O zaman sistematik bir öğrenme sürecine sokmam gerekiyordu kendimi. 20'li yaşlarımda yapmam gereken şeyi 40'lı yaşlarımda yapmalıydım. Böylece sosyoloji bölümüne kaydımı yaptırdım.





Neden Sosyoloji


Neredeyse tüm insanlık tarihini ilgilendiren devasa bir konu olduğu için. Okunacak, öğrenilecek o kadar çok şey var ki. Benim gibi ömrünü okuyarak ve de yazarak geçiren bir insan için tek çare. Yazmak eylemi enerji gerektiren bir eylem. Deposu boş arabanın nasıl hareket etmesi mümkün değilse kafası boş insanın da bir şeyler yazması mümkün değil. Zaten yazma işi benim için bir çeşit terapi görevi görüyorsa bunun sebebi de bu. Yani deponun dolması ve boşalması gerekiyor. Diğer türlü rahat edemiyorum.


Kısaca sosyoloji benim için öğrenmek ve öğrendiklerimi paylaşmak için en uygun ortam. Diğer insanlar boş anlarında ne yaparlar bilmiyorum ama ben çoğunlukla kafama takılan bir sorun hakkında düşünceler üretirim. Eskiden bu düşüncelerin içeriği daha çok kişisel sorunlar olurdu ama iç huzurumu yakaladığımdan beri daha genel konular ağırlık kazanmaya başladı.


Mesela önümdeki birisinin yere çöp atmasının sebeplerini düşünürken buluyorum kendimi, yada bir annenin kaykay süren çocuğunun düşmemesi için kolundan tutmasının doğru mu yanlış mı olduğunu düşünürken buluyorum. İnsanların hangi konuyu neden konuştukları ile ilgili kafa yorarken yakalıyorum kendimi. Ülkemizde insanların neden yolsuzlukları görmezden geldiğini düşünürken buluyorum kendimi, Türk toplumunun neden ahlaksız bir toplum olduğunu düşünürken, neden geri kalmış bir ülkeyiz diye düşünürken buluyorum kendimi...


Sonuç olarak kişisel görüşleri olan bir insanım ama bunların hiçbir bilimsel değeri yok. Cevap istiyorum ama bulamıyorum. Anlamak istiyorum. Kafamda onlarca, yüzlerce soru, onlarca, yüzlerce tespit var ve bunları örtüştürmek istiyorum. Sosyolojiden daha iyi bir mecra düşünemiyorum


Son olarak şu an yazdıklarımı neden yazıyorum onu da söyleyeyim. İçinde olduğum maceradan çok memnunum. Yaptığım işle gurur duyuyorum. 47 yaşında olmak beni kendimi gerçekleştirme isteğimden alı koymayacak. Bu serüvenin sonuna ulaşacağım. 4 yıl sonra sosyolog olacağım ve hayallerimi gerçekleştirebilirsem yüksek lisans ve doktorayla devam edeceğim. Şimdilik ilk hedef sosyolog olmak.


Bu maceranın mutlaka kaydedilmesi gerek diye düşünüyorum. belki de yazdıklarım. kendini gerçekleştirme konusunda sıkıntı çekenlere kılavuzluk yapacak Tamam herkes sosyolojiye benim duyduğum ilgiyi duymayacak ama onlar da yeteneklerini keşfetmek için çaba sarf etmekten vazgeçmemeleri gerektiğini görecekler.


Yıllar geçecek ve yazdıklarıma bakacağım. Bu yolculuğa nasıl çıktığımı göreceğim. Yolculuk süresince neler yaşadığımı göreceğim. Güzel bir yolculuk olacak. Kendimi kandırmayayım bu yaşta bu işe girmek zor olacak ama kolay olanın zevkli olmadığını bilecek kadar tecrübem var.


Çaylar şirketten.