Erich Fromm Kendini Savunan İnsan (Giriş)

Güncelleme tarihi: 4 Ağu


Geçen yıl, neredeyse tam 1 yıl önce, (2021 Eylül) Erich Fromm’un bir kitabını okudum. İş Bankası Yayınlarından çıkan “Erdem ve Mutluluk” adındaki kitabı. Çeviren Ayda Yörükan’dı. Bu kitabın dilinden ve çevirisinden memnun kalmamıştım ama kitap muhteşemdi. Bazı düşünmediğim şeyleri düşünmemi sağlamıştı. Kitabın yazarı Erich Fromm’la ilgili okumalara başladım. Kimdir, ne zaman yaşamıştır, neler yapmıştır vs…


Kitabın çevirisinin kötü olduğunu hissetmiştim ama emin olmak istedim. Kitabın İngilizcesini bulup karşılaştırmalı okumaya karar verdim. Sonra kitapda oldukça yanlış çeviriler olduğunu görünce, konu çok sıkıcı bir boyuta ulaştı ve vazgeçtim. Kitabın bir de yeni basımı vardı. Bendeki kitap, İş Bankası Yayınlarının 1995 yılı, 3. Baskısı idi. Yeni baskı, Say Yayınlarından çıkmıştı. (Bendeki, 12. Baskı, 2019) İlk kitabı okuduktan hemen sonra bu kitabı da aynı keyifle okudum. Çeviri açısından iki kitap arasında bariz bir fark vardı. Bir çevirmenin bu kadar çok kitabı değiştirmesi bence doğru değildi. Fakat işin acı yanı bu kitapta da çeviri sorunları ve inanılmaz bir öztürkçe takıntısı vardı. Çevirmen Necla Arat sanki, kitabı anlaşılmaz hale getirmek için çabalamıştı. Bu kitabın kaderi iyi çevrilmemekti anlaşılan.


Kitabı okuduktan sonra o kadar kızmıştım ki o gazla kitabın yazım ve çeviri hatalarını irdelediğim bir yazı yazdım. (https://1000kitap.com/gonderi/138997146) Bu sitede yayınladım. Çünkü bir an önce bu kötü çeviri konusunu birilerine duyurmak istedim. Aşağıya yazdığım yazıyı koyuyorum.


Kitabın çevirisini bir kenara bırakıp da ne anlatığına gelirsem işte bu noktada konu bambaşka bir boyuta geçiyor. Kitapla ilgili elimden geldiği kadar ayrıntılı bir yazı serisi yapacağım. Kesinlikle insanların bu kitaptan haberleri olmalı.


Bu kitap sayesinde hayatımın akışını nasıl değiştirdiğimi de yazacağım. Beni çok etkiledi. Beki buraya yazdıklarımı okuyanları da bir parça olsun etkiler.



1000kitap sitesindeki yazı. Bir kaç düzeltme ile...


Çeviri Hataları İle Dolu Muhteşem Bir Kitap


Kitap içerik olarak çok değerli ama önce kitabın çevirisi ile ilgili görüşümü yazmak istiyorum. Kitabın çevirisi ile ilgili kısım ilginizi çekmiyorsa, atlayıp kitap hakkındaki değerlendirmeme gidebilirsiniz. Biraz uzun bir çeviri eleştirisi oldu ama bence az bile yazıyorum. Öztürkçe takıntısı; yanlış kelime tercihleri; bazı durumlarda cümlelerin çevrilmemiş olması; çevrilen kelimenin doğru anlamı veren anlamının tercih edilmemesi gibi bir çok sorun bulunmakta.


Öztürkçe takıntısı: kitabın akıcılığını son derece bozuyor. Bir kaç örnek vermek gerekirse, fikir yerine düşün; sistem - dizge; slogan - savsöz; madde - özdek; otoriter - yetkeci; şiddetli - yeğin; mükemmellik - yetkinlik; mutlak - saltık, dinamik - devimsel; terapi - sağaltı; vicdan - törelbilinç; mizaç - yaradılış; karakter - özyapı; eylem - edim; ideal-tipler - ülkü-tipler; paradoks - aykırıkanı; zeka - anlak, irade - istenç; dürtü - itilim…. Bazen ne okuduğunu bile anlamanı engelliyor. Çok anlamlı bir cümle okuyor olmana rağmen saçma sapan bir şey okuyormuşsun hissine kapılıyorsun. İşin asıl kötüsü metni akıcı bir şekilde okumanı engelliyor. Beyninde karşılığı olmayan bir kavramın sana bir şey hissettirmesi de mümkün değil.


Kitabın adından başlayalım. Kitabın orjinal ismi "Man for Himself", Kendini Savunan İnsan olarak çevrilmiş. Ben olsam, "Kendisi İçin Yaşayan İnsan" şeklinde çevirirdim. Kitabın tüm yönelimi bu yönde. Sana dayatılanı değil yeteneklerine, potansiyeline uygun olanı yaşa. Yani kendin için yaşa başkasının sana dayattığını değil. Burada bir savunmadan çok farkına varma var. Ayrıca kitabın bir alt başlığı var. "An Inquiry into the Psychology of Ethics" Yani "Etiğin Psikolojisi Üzerine Bir İnceleme". Bu kitap ise bunu İnsancı Ahlak Felsefesi Üzerine diye çevirmiş. Bence yanlış.


Bir de orjinal metinde olmayan kelimeler var. Yanlış çeviriler var. Tek cümleyi ikiye üçe bölmeler var.


43. sayfada "İnsancı ve yetkeci etikler arasındaki ayrım, erdem sözcüğüne verilen çeşitli anlamlarla da gösterilebilir. Aristoteles, 'erdem' sözcüğünü 'yetkinlik' anlamında kullanmaktadır. (burada yetkinlik, aracılığıyla insana özgü olanakların gerçekleştirildiği etkinliğin yetkinliğidir.)" orjinal metinde "aracılığıyla" kelimesine denk gelen bir kelime yok. Zaten o kelime cümlenin anlamını da bozuyor. İngilizcesi şu: “The difference between humanistic and authoritarian ethics is illustrated in the different meanings attached to the word “virtue.” Aristotle uses “virtue” to mean “excellence” — excellence of the activity by which the potentialities peculiar to man are realized.”

Çevirisi de şu: “Hümanist ve otoriter etik arasındaki fark, “erdem” kelimesine eklenen farklı anlamlarda gösterilmektedir. Aristoteles "erdem"i "mükemmellik" anlamında kullanır - insana özgü potansiyellerin gerçekleştirildiği faaliyetin mükemmelliği.”


87. sayfada “Bireyin aracılıklarıyla dünya ile ilişki kurduğu bu yönlenmeler, onun özyapısının çekirdeğini oluşturur. Özyapı, insansal gücün özümleme ve toplumsallaşma süreci içine yönlendirildiği (görece sürekli) bir biçim olarak tanımlanabilir.” orjinal metinde olmayan “aracılığıyla” eklenerek anlam bozulmuş ve seçilen öztürkçe kelimeler yüzünden anlamın sıcaklığı kaybolmuş. İngilizcesi: “These orientations, by which the individual relates himself to the world, constitute the core of his character; character can be defined as the (relatively permanent) form in which human energy is canalized in the process of assimilation and socialization.” Çevirisi: “Bireyin kendisini dünyayla ilişkilendirdiği bu yönelimler, onun karakterinin özünü oluşturur; karakter, asimilasyon ve sosyalleşme sürecinde insan enerjisinin kanalize edildiği (nispeten kalıcı) biçim olarak tanımlanabilir.”


87 sayfada “Güç bir kez belli bir biçimde yönlendirilince, «özyapıya uygun» eylem ortaya çıkar.” cümlesindeki güç kelimesi orjinal metinde enerji olarak geçiyor. Güç kelimesi kullanıldığında anlam bozuluyor. İngilizcesi: “Once energy is canalized in a certain way, action takes place “true to character.””


Sayfa 111 “Buna karşılık, eğer insan varolan bir durumu değiştirmeye ya da açıkça etkilemeye yeteneksizse; ya da kendi dışındaki güçlerce harekete geçiriliyorsa o zaman, edilgin bilgi olarak betimlenir.” Orjinal metinde bilgi kelimesi yok ve çeviri anlamı karşılamıyor. İngilizcesi: “In contrast, a person is described as passive if he is unable to change or overtly influence an existing situation and is influenced or moved by forces outside himself.” Çevirisi: “Buna karşılık, bir kişi, mevcut bir durumu değiştiremiyor veya açıkça etkileyemiyorsa ve kendi dışındaki güçler tarafından etkileniyor veya hareket ettiriliyorsa, pasif olarak tanımlanır.”


Sayfa 113 “Güçlerinden üretici bir şekilde yararlanma yeteneği insanın gücü, bu konudaki yeteneksizliği ise güçsüzlüğüdür.” Orjinal metin “The ability of man to make productive use of his powers is his potency; the inability is his impotence.” Çevirisi “İnsanın güçlerini verimli bir şekilde kullanma yeteneği, onun gücüdür; yeteneksizliği onun acizliğidir (zayıflığı).” Bu cümleden hem potency hem de impotence kelimelerini güç bağlamında çevirmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Potency için potansiyel impotence için ise acizlik daha uygun olurdu.


Sayfa 116 “Doğum, gebelikle başlayıp doğumla sona eren bir süreklilik içinde yalnızca özel bir aşamadır.” İngilizcesi: “Birth is only one particular step in a continuum which begins with conception and ends with death.” Doğru çeviri “Doğum, gebe kalma ile başlayan ve ölümle biten bir süreklilikteki belirli bir adımdır.”


Sayfa 122 “Bunlar ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgidir.” İlgi kelimesini “care” kelimesinin karşılığı olarak çevirmiş ama özen burada daha doğru olurdu.


Sayfa 122 “İlgi ve sorumluluk, sevginin insanın kendisine yenildiği bir tutku ya da ‘tarafından etkilendiği’ bir duygulanım değil, bir etkinlik olduğunu gösterir.” Orjinal metin: “Care and responsibility denote that love is an activity and not a passion by which one is overcome, nor an affect which one is "affected by."” Çevirisi: “Özen ve sorumluluk, sevginin kişinin üstesinden gelindiği bir tutku veya "etkilendiği" bir duygu değil, bir faaliyet olduğunu gösterir.” overcome kelimesini yenilmek olarak çevirdiği için anlam bozulmuş.


Sayfa 130 “Tersine, özgürlük, ekonomik güvenlik ve içinde emeğin insanın yetilerinin anlamlı bir dışlaşması olabildiği bir toplum düzeni, insanın güçlerinden üretici olarak….” Orjinali “On the contrary, freedom, economic security, and an organization of society in which work can be the meaningful expression of man's faculties are the factors conducive to the expression of man's natural tendency to make productive use of his powers.” Çevirisi “Aksine, özgürlük, ekonomik güvenlik ve çalışmanın insanın yetilerinin anlamlı ifadesi olabileceği bir toplum örgütlenmesi, insanın güçlerini verimli bir şekilde kullanma yönündeki doğal eğiliminin ifadesine yardımcı olan faktörlerdir.” Expression kelimesini ifadesi yerine dışlaşması olarak çevirdiği için anlam bozulmuş.


Sayfa 130 “İnsanın kendisini dinlemeye gücünün yetmesi, başkalarını dinlemeye gücünün yetmesinin de ön koşuludur. İnsanın kendisini iyi tanıması ise başkalarıyla ilişki kurmasının ön koşuludur.” Orjinali “To be able to listen to oneself is a prerequisite for the ability to listen to others; to be at home with oneself is the necessary condition for relating oneself to others.” Çeviri “Kendini dinleyebilme, başkalarını dinleme becerisinin ön koşuludur; kendinle baş başa olmak, kendini başkalarıyla ilişkilendirmek için gerekli koşuldur.” “To be able to” kalıbını “gücünün yetmesi” şeklinde çevirmiş halbuki bu kadar karmaşık değil. be at home with oneself ise daha çok kendisiyle uyumlu olmak gibi bir anlamı olması sebebiyle tam karşılığı olmamış. Bu cümle özelinde tüm kitap boyunca yazarın tek cümlede söylediği bir çok yeri çevirmen 2 bazen 3 bazen 4 ayrı cümle şeklinde çevirmekten sakınmamış. Kitabın tamamı bu şekilde parçalanmış cümlelerle dolu.


Sayfa 127 responsive kelimesinin karşılığı olarak duygululuk demiş doğrusu duyarlı, uyumlu olmalıydı. spineless kelimesini karşılığı olarak omurgasız denilebilirdi (dilimizde yaygın şekilde kullanılır)


Sayfa 139 social karşılığı olarak insanları sevmesi denmiş sosyal olarak kalabilirdi. Aynı tabloda orjinalinde “undogmatic” ve “ efficient” kelimeleri varken çeviri de hiç yok. ayrıca tablo baştan aşağı kaydığı için neyin karşısına ne geliyor belli değil.


Sayfa 155 “Kendisinden başka hiçbir şeyi göremez. Herkesi ve herşeyi kendisine olan yararı yönünden yargılar. O temelde, sevmekte güçsüzdür.” Orjinal: “He can see nothing but himself; he judges everyone and everything from its usefulness to him; he is basically unable to love.” Çeviri: “Kendinden başka hiçbir şeyi göremez; herkesi ve her şeyi kendi yararına değerlendirir; temelde sevemez.” Tek cümleyi 3’e bölmüş ve sevemez kelimesini sevmekte güçsüzdür diye yorum yaparak çevirmiş. Sevme yeteneği yoktur dese belki bir nebze kabul edilir ama sevme gücü karşılığı yok. Bir başka güçsüz sapması daha. Tüm kitap boyunca “güç” ile sürekli sorun yaşamış.


Sayfa 156 “Bencil kimselerin başkalarını sevmekte güçsüz oldukları doğrudur. Ama onlar, kendilerini sevme gücüne de sahip değildir.” Orjinal: “It is true that selfish persons are incapable of loving others, but they are not capable of loving themselves either.” Çeviri: “Bencil insanların başkalarını sevmeyi beceremediği doğrudur, ama kendilerini de sevmeyi beceremezler.” Incapable of love cümleciğini sevmekte güçsüz diye çevirmek ne kadar doğru?


Sayfa 169: “Yetkeci etiğin içerikleri yetkenin buyruklarından ve yasaklarından çıkarılır. Bu etiğin gücü, yetkeden duyulan korku ve beğeni duygularından kaynaklanmaktadır.” Orjinal: “The contents of the authoritarian conscience are derived from the commands and tabus of the authority; its strength is rooted in the emotions of fear of, and admiration for, the authority.” Çeviri: “Otoriter vicdanın içeriği, otoritenin emir ve tabularından türetilir; gücü, otoriteye duyulan korku ve hayranlık duygularından kaynaklanır.” İlk olarak vicdan yerine etik kelimesi yanlış çevrilmiş. Ayrıca tabu kelimesi çevrilmemeliydi çünkü tabu kelimesinin yasağın ötesinde kültürel bir anlamı var. Ayrıca her zaman olduğu gibi yine cümle ikiye bölünerek çevrilmiş.


Sayfa 173: “Burada önemli olan, yetkeci törelbilincin kişinin kendi özüne karşı duyduğu yıkıcılıkla beslenmesi olgusudur. Çünkü yıkıcı itilimlerin erdem maskesi altında iş görmelerine böylece izin verilmiş olur.” Orjinali: “What matters is the fact that the ​authoritarian conscience is fed by destructiveness against the person's own self so that destructive strivings are thus permitted to operate under the disguise of virtue.” Çeviri: “Önemli olan, otoriter vicdanın, kişinin kendi benliğine karşı yıkıcılıkla beslenmesidir, böylece yıkıcı çabaların erdem kisvesi altında işlemesine izin verilir.” Strive kelimesini itilim olarak çevirmiş halbuki çabalamak, uğraşmak, didinmek gibi anlamları olan bir kelime. İtilim ise impulse kelimesinin karşılığı. Ayrıca cümlede “çünkü”yü kullanmayı gerektirecek bir durum olmadığından anlam bozukluğu meydana gelmiş.


Sayfa 186: “Suçluluk duyguları devimsel olarak insancı törelbilinçten kaynaklandıkları halde, çok kez yetkeci törelbilinç aracılığyla bilinçli olarak yaşanırlar.” Orjinal: “Often guilt feelings are consciously experienced in terms of the authoritarian conscience while, dynamically, they are rooted in the humanistic conscience; in this case the authoritarian conscience is a rationalization, as it were, of the humanistic conscience.” Çeviri: “Çoğu zaman suçluluk duyguları bilinçli olarak otoriter vicdan açısından deneyimlenirken, dinamik olarak hümanist vicdanda kök salmaktadır; bu durumda otoriter vicdan, adeta hümanist vicdanın rasyonalizasyonudur.” Neredeyse cümle tamamen başka bir şeyin çevirisiymiş gibi duruyor. Rasyonalizasyon içermeyen bir çeviri yapmak nasıl mümkün olabilir bilmiyorum. 187. sayfada da benzer bir çeviri problemi var. Fazla uzatmamak için onu geçiyorum.


Sayfa 214 de “uncertainty” kelimesini “belirsizlik” yerine “kesintisizlik” olarak yanlış çevirmiş.


Sayfa 215 de “perplexity” kelimesini “şaşkınlık” yerine “duraksama” diye çevirmiş.


Sayfa 216 da “compulsive” kelimesini “zorlayıcı” yerine “baskı yapıcı” olarak çevirmiş. Sayfa 216 da “compulsive” kelimesini “zorlayıcı” yerine “zorunlu” olarak çevirmiş.


Sayfa 228 de Zerdüşt mitolojisinde geçen ve iyi ve kötünün karşılığı olan “Hürmüz ve Ehrimen”i çevirmemiş.


Sayfa 229 da “striving” kelimesini “çaba” yerine “itilim” olarak çevirmiş.


Sayfa 249 “Göreceli etiğe karşı saltık etik…” Doğrusu “Mutlak etiğin göreceli etiğe karşı olduğu…” Benim dikkatime takılanlar bunlar çok uzatmamak için bir kaç tespitim daha vardı onları yazmadım.


Bu kadar çok çeviri hatası bence kabul edilebilir sınırın ötesinde. Öztürkçe takıntısı ve çeviri hataları kitabın akışını çok etkiliyor. Aynı kitabın Erdem ve Mutluluk adıyla basılan versiyonunu da okumuş birisi olarak (o çeviri de hiç iyi değildi) bu basım onu arattı diyebilirim.


Gelelim kitabın kendisine…. Erich Fromm okumak bir zevk. Daha önce bildiğini düşündüğün ama dile getirmekte zorlandığın konuları çok açıklayıcı bir şekilde anlatıyor. Mutluluğun ahlaki bir durum olduğu konusunu ilk olarak Yasin Ceylan’dan duymuştum. Çok da anlayamamıştım ama mutluluk ve ahlakın aynı cümlede geçmesi dikkatimi çekmişti. Bu kitap tam bu konu üzerine yazılmış bir kitap. Çok çok önemli tespitler var. İnsanın kendi potansiyelini keşfetmesi gerektiği tespiti en önemlisi. İşin iki yönü önemli. Ben bu kitabı okurken hem potansiyelinin ne olduğunu bulamamış bir kişi olarak okudum hem de bir baba olarak çocuğuma yaşadığıma benzer bir hayat yaşatmamak için ne yapmam gerektiğini öğrenmek açısından okudum. Kendi yeteneklerine uygun bir hayat yaşamak için ne gerekir? Özgür bir birey olmak için ne gerekir? Gerçek ben nasıl birisi? Ben neleri yapabilecek bir insanım, benim potansiyelim ne? Kitap bu konuları işliyor.


Özgür olmak belki de her şeyin başlangıcı, Başkasının, anne babamın, devletin istediği, bize dayattığı hayatı değil kendi hayatımı yaşamalıyım. Anne babalarımızın hatalarının yükünü biz omuzladık. Bizim aynı hataları yapmamamız en önemli konu. Ne istediğini bilen insan olmak aslında hiç de zor değilken maalesef yaşadığımız hayat bizi en basit şeyi yapamaz hale getirdi. Ben ne yapmaktan zevk alıyorum, ben neye yetenekliyim, benim kendimi gerçekleştirmem için ne yapmam gerekiyor? Bu kitap çok doğru sorular soruyor. Belki bazen fazla hayalci ve çok iyimser ama genel olarak çok öğretici bir kitap.



Potansiyelini hayata geçirmeden yaşamak hiç yaşamamaktır
Potansiyelini hayata geçirmeden yaşamak hiç yaşamamaktır

Kitabın çevirisi ile ilgili bu emek isteyen değerlendirmeyi yaptım. Bence gerekli idi. Bunlar benim tespitlerim. Daha detaylı bir inceleme yapılsa daha da fazla şey bulunabilirdi. İki ayrı çeviriyi de okuduğum için her ikisini de eksikleri de olsa kitabın ne anlatmak istediğini çok iyi anladım diye düşünüyorum. Bundan sonraki yazılarda bunu göstermeye çalışacağım.