Birinci Sene Bitmek Üzere

Sosyoloji bölümüne başlarken hayal ettiğim şeyleri yaşadım mı? Geçmişe dönüp bir bakınca bu bölümde okumaya başlarken neler düşünmüştüm diye düşündüm. ,


27 Ekim 2021 de bir yazı yazmışım. "Sosyoloji Yolculuğu" adında. Şöyle başlamışım yazıya: "Uzun süredir (belki de doğduğumdan beri) bir arayış içindeydim. Bir sorunum, sorum vardı. Soru çok basitti: ben ne yapmaktan zevk alıyorum? Ama cevap göründüğü kadar basit olmadı. " Sonra şöyle demiştim: "Bir başkasının yemek yemekten aldığı zevkti benim için öğrenmek," Bir de şöyle bir tespit yapmıştım: "Kullanmadığın bilginin hiç bilmemekten bir farkı yoktu. " Sosyoloji bölümünü öğrenmek ve kafama takılan soru ve sorunlara çözüm bulmak için kullanmaya karar verdiğimi yazmışım. Sonuç olarak kendini gerçekleştirmek için bir çaba içindeyim.

Mayıs ayındayız, 2 hafta sonra ilk sene bitecek. 15 ders aldım bu süre içinde. Bir çok yazı yazdım, bir çok yazı yazdım ama yarım kaldı yayınlamadım. Bu süre içinde birçok cevap bulduğum kadar yeni sorular da oluştu. Bazı derslerden çok şey öğrendim, bazı dersler ise çok anlamsızdı. Özellikle Sembolik Mantık dersi, Din ve Toplum dersi çok da gerekli değildi. Aslında Din ve Toplum dersinden de bir çok öğrenebilirdim ama dersin içeriği o kadar öznel tespitlerle doluydu ki okurken sürekli kendimi kızarken buldum. Göç Sosyolojisi dersinin aşırı uzun üniteleri vardı. Bu kadar uzun ünitelere gerek var mıydı bilemiyorum. Çocukluk sosyolojisi dersinin öğretmeni ne kadar mükemmelse dersin içeriği de bir o kadar dağınıktı. Birbirini tekrar eden konular, Birbirinden tamamen farklı anlatım stiline sahip yazarlar, Bir bağlama oturtmakta zorlandığım konular.... Eğitim Felsefesi dersinin içi de maalesef o kadar boştu i. Ders konuları sanki çok dolu dolu gibi gelse de eğitimin siyaset kıskacında olduğu ülkemizde orada yazılanların ne kadar havada kaldığını gördükçe kızmamakda çok zorlandım. Ayrıca dersi anlatan hocanın da kendi sesine hayran olan, konuştukça konuşan bir hoca olması da başka bir sorun oldu. Ders sürekli bir ego şova dönüştü durdu.


İlk sene bitecek. Çok okudum. Çok şey öğrendim. Ders dışı kitap okumakta çok zorlandım. Bir daha bu şekilde fazla ders almayacağım. Kötü bir karar oldu 9 ders almak.


Türkiyede Sosyoloji camiasının bir garip olduğunu düşünmeye başladım. Gerçi dünyada sosyologların durumu nedir bilemiyorum ama ülkemizde sosyolojinin bu kadar etkisiz olması bir şeylerin yolunda gitmediğini söylemem için yeterli sanırım. Bir vasıfsızlık var. Adını tam koyamadığım bir zekasızlık var. Tam olarak nedir sorun bilemiyorum ama bir şeyler yanlış bunu hissedebiliyorum. Yıllar geçtikçe adını koyacağımı düşünüyorum. Bu vasıfsızlık hali sadece sosyoloji için geçerli değil. Tüm ülke zaten bu haldeyiz ama zamanla sosyoloji camiasının içinde bulunduğu durumu daha net şekilde çözümleyebileceğimi düşünüyorum.


Sosyoloji, okumak, öğrenmek için inanılmaz bir ortam. Tüm sosyal bilimlere hakim olmak gerekiyor. Siyaset, felsefe, tarih, antropoloji, ekonomi bilmeden sosyoloji yapmak da mümkün değil. Bu da demek oluyor ki okunması gereken binlerce kitap var. Okumakdan zevk alan birisi için bulunmaz kaftan. Okumaya devam. Okudukça, öğrendikçe yazmak istiyorum ama bu dönem yaptığım hata yüzünden istediğim kadar çok yazamadım. Bu dönem bir bitsin sanırım yazma konusundaki açığımı da kapatırım.


Sınavlar bir itsin tekrar bir başka yazıyla yıl sonu değerlendirmesini de yaparım.