2020 Yılı Biterken

Uzun süre yazmadım. Her zaman başıma gelen bir şey. Artık kendimi bu şekilde kabul ettiğim için çok kafama takmıyorum ama eskiden kendime kızardım. Daha açık olmak gerekirse bir işi uzun süre sürdürememek gibi bir problemim var. Yıllardır üstüne kafa yorduğum ama bir türlü değiştiremediğim bir durum. Benim gibilere maymun iştahlı deniyor. Evet biraz öyleyim ama tam da değilim.


Benim yaşama biçimim biraz iniş ve çıkış üstüne kurulu. Sanki bazen bir dağdan koşarak iniyormuş temposunda yaşarken bazen de dağı tırmanıyormuşum gibi yaşıyorum. Eskiden kendimi eleştirirdim (belki de eleştirilmesi gereken bir durumdur) ama artık yapmıyorum. Akışına bırakıyorum. İstikrarsız bir insan olduğumu biliyorum ve ne kadar uğraşırsam uğraşayım değiştiremedim o zaman kabul etmeliydim. Çünkü diğer türlü kendimi eleştiriyor / kızıyor/ ve sonunda da depresyona sokuyordum. Bu yılın bendeki en büyük izi bu algılama dönüşümü oldu. Nietzsche Gülseren Budayıcıoğlu, Irvin Yalom, Ahmet Arslan, Yuval Naoh Harari, Jared Diamond yazar olarak tetikledi düşüncelerimi ama hiçbir şey bir anda olmuyor. 45 yıllık bir birikim var ortada. Şimdiye okuduğum tüm kitaplar, izlediğim tüm filmler/belgeseller. Yaptığım tüm sohbetler beni bu hale getirdi. En çok ne etkiledi derseniz bir cevap veremem. Bilmiyorum çünkü. Emrah Serbest'in bir kitabı vardı, "Her Temas İz Bırakır" diye. İşte, o temasların bıraktığı izler birikti ve bugün ki algımı ortaya çıkardı.


Hala kendimi %100 kabul etmiş değilim ama kendimi beğenmiyorum desem de yalan olur.


Tam bir yıl oldu sigarayı bırakalı.

İki yılı geçti boşanalı.


Eskiden yalnızlığa dayanamazdım artık yalnızlıktan çok keyif alıyorum. Eskiden yaşadığım hayat yüzünden başkalarını suçlardım artık her ne yaşıyorsam sorumlusu benim. Bu söylediklerim 2020'de olmadı tabi ki ama şu an ne hissettiğimi yazmak için yazıyorum bunları.


Bu yıl keşfettiğim en önemli şey evrimsel olarak geldiğimiz son noktanın çok önemli olduğu. Ne demek istiyorum? Yani bazı şeyleri ne yaparsan yap değiştiremiyorsun. Bazı şeyler ailenden geliyor ve gelen şeylerin kötü olması çok muhtemel. Yani ailende tembellik varsa sen de tembel oluyorsun, ailen içine kapanıksa sen de içine kapanık oluyorsun, ailen korkaksa sen de korkak oluyorsun.


Burada çok önemli bir nokta var. Kendi olumsuz yönlerinin suçunu ailene atıp sorumluluğunu yadsımak anlamına gelmiyor bu tespit. Bilmek ve görmek gerekiyor. Bazı şeylerin sebebini burada bulmak mümkün. Tabi ki ailenin seni reddetmiş olması, sana gereken sevgi ve güveni vermemeleri, seni özerk bir birey olarak yetiştirmemeleri senin bugün bu halde olmana yol açtı. Onlar da kendi kötü geçmişlerinin mirasını sana aktardılar. Bu bir çeşit lanet gibi. Atalarından sana miras kalan bir lanet.


Bu noktada çok önemli bir şeyi söylemek gerekiyor. Bu kısır döngü kırılmazsa çocuklarınız da bu laneti taşıyacak. Oğluma bu laneti aktarmamak için ne yapmam gerekiyorsa onu yapıyorum. Mükemmel olmak değil asıl amaç. Asıl amaç kendine ve başkalarına minimum zarar vermek. Hatta vermemek. (Gerçekçi bir dilek olmadığını bilmek gerek) Bugün geldiğim noktaya 20'li yaşlarımda gelmiş olmayı çok isterdim ama bunun gerçekci bir istek olmadığını da biliyorum.


2020 bitiyor. Salgın ve hastalık belirledi günlerimizi. Çok saçma bir yıl oldu. Benzeri bir yıl daha yaşar mıyız bilmiyorum. Umarım yaşamayız.


Çok iyi bir yıl sonu yazısı olmadı. Genelde bir değerlendirme yazısı olurdu. Bir çeşit muhakeme. Şunları yaptım, bunları yapmadım gibi. Önümüzdeki yıl şunu yapacağım gibi. Yazmadığıma göre bana doğru gelmemiş demek ki. Bu yıl da böyle olsun.


Bakalım neler yaşayacağız?